Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin de dediği gibi, “Eliniz kirli idi yıkayıp temizlendiniz, ayağınız kirli idi yıkayıp temizlendiniz.
Yüreğinizdeki kini, kibri, hasetliği, şehveti su ile nasıl temizleyeceksiniz?” İnsanlar sıcak su ve sabun kullanarak vücutlarını temizlemenin yollarını bulabiliyor. Ancak ruhun ve vicdanın temizliği, yalnızca fiziksel temizlikle kıyaslanamayacak kadar daha derin bir meseledir.
Vicdan hamamı diye bir şey yoktur; ruhun arınması bireyin kendi sorumluluğundadır.
Kendine yönelik olumlu ve hayırlı düşünceler besleyen bir insanın ruhu, doğal olarak temiz kalır. Aksine, kin, nefret ve intikam gibi olumsuz duygular bir insanın iç huzurunu bozar. Affetmek ve anlayış göstermek ise ruhu rahatlatan, onu temizleyen durumlar arasında yer alır.
Hacı Bektaş Veli’nin belirttiği üzere, “Ben mükemmelliği vicdanda ararım; çünkü bilirim ki vicdanı eksik olan başkalarına zarar verir.” Bu vurgu, vicdanın önemini gözler önüne seriyor.
Bir Fransız atasözü, “Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur,” der. Vicdanı olan insanlar, yaptıkları hataların ağırlığını hissederler ve bu durum, uyku kalitelerini etkiler. Merhametli ve vicdanlı bireyler, hayatlarını bu bilinçle şekillendirirler.
İç huzuru olan insanlar, başkalarını üzmekten kaçınır, böylece geceleri yastıklarına koydukları başları rahat bir uyku çeker.
Şiirlerimde bu düşüncelere dair bir bakış açısı sundum. “Dünyaya gelenler bir gün dönecek, eser bırakmalı, söz bırakmalı” diyerek hayatta kalıcı bir iz bırakmanın önemine değindim. Hak, insana sınırlı bir yaşam vermiştir ve doğrudan anlayışlı olanların vicdanları rahat kalır.
Hayırlı işlerle meşgul olmak, sabırla gerçeği bulmak ve ardımızda iyi eserler bırakmak hayatın anlamını derinleştirir.
Aslı olmayan işler, sağlıklı temellere oturmadığı için geçerliliğini yitirir. Vicdanlı bir şekilde yaşamak, insanın ruhunu besleyen, hayatına anlam katan bir eylemdir.
“Gül olmayan dala bülbül konar mı?” sorusuyla ifade edilen derin bir gerçek var; içten gelen bir sevgi ve saygıyla tutuşan ateş, daima varlığını sürdürür.
Sonuç olarak, gündüz huzurlu olabilmek, geceleri rahat bir uyku çekebilmenin anahtarıdır. Vicdanımızı rahatsız eden durumlardan uzak durmak, iç huzurumuzu tesis etmenin ön koşuludur. Vicdanlı insanlar, hem kendi mutluluklarını hem de çevrelerindeki insanların mutluluğunu sağlar.
Bu, hayatta başarının ve gerçek ki mutluluğun sırrıdır.